İçeriğe geç

12 ayların isimleri nelerdir ?

12 ayların isimleri nelerdir? İzmir’de Bir Gencin Zamanla, Hafızayla ve Kahveyle İmtihanı

“12 ayların isimleri nelerdir” hakkında araştırma yapanlar için hazırlanan bu içerikte önemli noktalara değineceğiz.

İzmir’de yaşayıp da zamanı ciddiye almamak mümkün değil. Bir yandan güneş “ben buradayım” diye bağırıyor, bir yandan rüzgâr “çok düşünme, akışta kal” diye omzuna vuruyor. Ama sonra biri çıkıp “12 ayların isimleri nelerdir?” diye soruyor ve insan bir an duruyor. Çünkü mesele sadece ayları saymak değil; o ayların içinde yaşanan utançlar, kahkahalar, “ben bunu neden yaptım?” geceleri ve tabii ki bitmeyen Ege sıcakları var.

Benim zihnimde aylar düz bir takvim değil. Daha çok eski bir apartmanın asansörü gibi: bazen hızlı, bazen takılı, bazen de kapısı açılıp içeriden “bir dakika ya yanlış kata bastık galiba” hissi veriyor.

Yılın Başlangıcı: Ocak – Yeni Ben, Eski Alışkanlıklar

Ocak ayı… Yılın “bu sene kesin değişeceğim” ayı.

Herkes spor salonlarına yazılır, ben spor salonu üyeliğini Google’da aratıp sonra “evde şınav da olur aslında” diyerek kendimi kandırırım. İzmir’de Ocak bile çok sert değildir ama insanın iç dünyası bayağı serttir.

Bir gün arkadaşla konuşma:

— Bu sene çok disiplinli olacağım.

— Geçen sene de bunu dememiş miydin?

— O eski bendim.

— Bu da yeni sen mi?

— Evet ama henüz güncelleme almadı.

İşte Ocak böyle bir ay. Herkesin kendini “beta sürüm” sandığı dönem.

Şubat – Kısa Ama Psikolojik Etkisi Uzun

Şubat kısa ama etkisi uzun. Çünkü insan “zaten kaç gün var ki” diye düşünürken hayatın hızla geçtiğini fark eder.

İzmir’de Şubat demek, “mont giysem mi giymesem mi” krizidir. Sabah üşüyüp öğlen terlersin. Akşam ise “ben neden bu hayattayım” sorgusu gelir ama bunun mevsimle alakası yoktur, tamamen varoluşsal.

Bir iç ses:

“Bugün verimli olmalıyım.”

Diğer iç ses:

“Verimli olmak da biraz abartılmadı mı?”

Şubat tam olarak bu iki sesin kavgası.

Mart – Baharın Flört Dönemi

Mart ayı resmen doğanın Tinder’ı. Her şey yeşermeye başlar ama tam güven olmaz. Güneş çıkar, sonra “şaka yaptım” deyip yağmur yağar.

İzmir’de Mart’ta insan gardırobuyla ilişki yaşar. Sabah kaban, öğlen tişört, akşam tekrar kaban. Üçlü ilişki.

Bir gün Karşıyaka sahilinde yürürken kendi kendime düşündüm:

“Hayat da böyle aslında… güvenmiyorsun ama yine de yürüyorsun.”

Mart biraz da umutla paranoya arasında gidip gelme ayı.

Nisan – Her Şey Güzel Olacak Gibi Ama Değil

Nisan geldi mi insanın içi kıpırdar. Ama İzmir’de Nisan demek, “bu hava fazla iyi, kesin bir şey olacak” hissidir.

Arkadaş ortamı:

— Hava çok güzel ya!

— Evet ama bu iyi şeylerin başlangıcı genelde kötü bitiyor…

— Sen niye hep böyle düşünüyorsun?

— Deneyim.

Nisan’da insanlar balkonlara çıkar, çay içer, “hayat güzelmiş” der. Sonra ertesi gün trafik olur, herkes eski moduna döner.

Mayıs – Sosyal Enerji Patlaması

Mayıs İzmir’de resmen sosyal festival ayı. Herkes dışarıda, herkes “spontane buluşalım” modunda.

Benim durum:

Telefon çalar

— Neredesin?

— Evdeyim

— Çıkıyoruz

— Ama ben mental olarak hazırlanmadım

— Hazırlanma diye bir şey yok

Ve bir anda kendini Kordon’da bulursun.

Mayıs aynı zamanda “ben aslında sosyal biriyim” yanılgısının en güçlü olduğu dönemdir.

Haziran – Yaz Geliyor Ama Kimse Hazır Değil

Haziran İzmir’de ayrı bir seviye. Güneş “ben artık kalıcıyım” der.

Dolap açılır:

“Şort var mıydı?”

“Geçen sene ben buna nasıl sığmışım?”

Haziran’da herkes bir anda tatil planı yapmaya başlar ama çoğu plan Excel’de kalır.

Bir iç monolog:

“Bu yaz kesin denize gireceğim.”

Gerçek:

“Deniz çok kalabalık, başka zaman.”

Temmuz – Terleme ile Felsefe Arasında Bir Yer

Temmuz… İzmir’in “klima ile barış ya da kavga et” ayı.

Gündüz sıcak, gece sıcak, ruh hali ekstra sıcak.

Arkadaş ortamı:

— Dışarı çıkalım mı?

— Hava 40 derece…

— Olsun esiyor

— Rüzgâr fön makinesi gibi

Temmuz’da insanın düşünceleri bile terler. Ama bir yandan da hayatın en tembel ama en gerçek sohbetleri bu ayda yapılır.

“Hayat ne ya?” sorusu en çok Temmuz’da sorulur.

Ağustos – Enerji Var Ama Kullanılamıyor

Ağustos İzmir’de güneşin “son boss level” hali. Sahil dolu, deniz dolu, kafalar dolu ama enerji düşük.

Bir gün sahilde:

Ben: “Denize girelim.”

Arkadaş: “Su bile sıcak.”

Ben: “O zaman neden buradayız?”

Arkadaş: “Çünkü evde de sıcak.”

Ağustos, mantığın tatil yaptığı ay.

Eylül – Hafif Melankoli ve Yeni Başlangıç Yalanı

Eylül geldi mi herkes bir anda “yeni başlangıç” moduna girer. Ama bu başlangıçlar genelde yarım kalır.

İzmir’de Eylül akşamları güzel olur. Rüzgâr hafif, insanlar biraz düşünceli.

Bir iç ses:

“Bu sene gerçekten değişeceğim.”

Diğer iç ses:

“Bunu geçen Eylül de demiştin.”

Eylül, umutla gerçeklik arasında ince bir çizgi.

Ekim – Ciddiyetin Geri Dönüşü

Ekim ayı, hayatın “artık ciddileşiyoruz” dediği dönem.

Herkes biraz daha içine kapanır, planlar yapılır ama daha sakin.

İzmir’de Ekim güzel bir denge ayıdır. Ne yaz tamamen gitmiştir ne de kış tam gelmiştir.

Bir gün yürürken düşündüm:

“İnsan da Ekim gibi olmalı aslında. Ne tamamen yaz, ne tamamen kış.”

Ama tabii insan öyle olamıyor.

Kasım – Düşünme Fazı

Kasım biraz içe dönme ayı. Hava serinler, insanlar düşünmeye başlar.

“Ben ne yapıyorum?”

“Hayat nereye gidiyor?”

“Bu kahve neden bu kadar pahalı?”

İzmir’de Kasım yağmurları başlar ve şehir biraz daha sessizleşir.

Arkadaş mesajı:

— Nasılsın?

— Düşünüyorum

— Kötü mü?

— Yok ya, sadece düşünüyorum

Kasım, sessiz kriz ayı.

Aralık – Yıl Sonu Panik ve Abartılı Hesaplaşmalar

Aralık… Her şeyin muhasebesi.

“Bu yıl ne yaptım?” listesi yapılır ama liste genelde kısa kalır.

İzmir’de Aralık çok sert geçmez ama insanın içi sertleşir.

Bir sohbet:

— Yeni yıl planların ne?

— Bu yılki planları gerçekleştirmemek

— Çok gerçekçi

Aralık aynı zamanda umut satma ayıdır. Herkes “yeni yılda değişeceğim” der ama kimse detay vermez.

12 Ayların İsmi Üzerine Düşünürken

“12 ayların isimleri nelerdir?” sorusu aslında sadece bir bilgi sorusu değil. İnsan kendi hayatını da saymaya başlıyor.

Ocak: Başlangıç

Şubat: Sorgu

Mart: Kararsızlık

Nisan: Umut

Mayıs: Sosyallik

Haziran: Isınma

Temmuz: Gerçek

Ağustos: Tükeniş

Eylül: Yeniden deneme

Ekim: Dengelenme

Kasım: İç hesaplaşma

Aralık: Kapanış

Ve sonra tekrar Ocak.

İzmir’de bu döngü biraz daha yumuşak geçer ama insanın iç dünyası her yerde aynı çalışır.

Bir gün sahilde otururken düşündüm: zaman aslında takvimde değil, insanın kafasında akıyor. Aylar sadece bahane.

Deniz dalgası gibi: geliyor, gidiyor, ama hep bir şey bırakıyor.

Ve belki de en komiği şu: hepimiz bu 12 ayın içinde “ben bu sene farklı olacağım” diyerek dönüp duruyoruz.

Bu yazımızda “12 ayların isimleri nelerdir” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Ajo sayfamızı takip etmeye devam edin!

İlginizi Çekebilecek İçerik: İlk kalemi kim buldu ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://veritabanimimari.com https://tah.com.tr https://pog.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!