“İşbaşı Ne Kadar?” Sorusunun Siyaset Bilimi Diliyle Analizi
Güç ilişkilerini, kurumların ideolojik tutumlarını ve vatandaşlık rollerini mercek altına alan bir siyaset bilimcinin gözünden bakıldığında, “İŞKUR İşbaşı Eğitim Programı” gibi istihdam politikaları — ve dolayısıyla “işbaşı ne kadar?” sorusu — sadece bir ücret düzeyi tartışması değil; aynı zamanda toplumsal düzenin, iktidarın işgücü üzerindeki biçimlerinin ve vatandaşlık karşılıklı yükümlülüklerinin simgesel bir yansımasıdır.
İktidar ve Kurumlar Bağlamında “İşbaşı”nın Rolü
Devlet ya da kamu kurumu aracılığıyla gerçekleştirilen işbaşı programları, bir yandan iktidarın işgücü üzerindeki yönlendirme kapasitesini görünür kılar. Bu programlar, kurumlar içinde belirlenmiş normlarla işgücünü entegre eder. “İşbaşı Eğitim Programı (İEP)” kapsamında katılımcılara ödenen ücret düzeyi, bu anlamda kurumun ne kadar “destek sağlıyor” algısını yaratırken aynı zamanda işgücü üzerinde hangi koşullar altında çalışılabileceğini de belirler. Örneğin 2025 verilerine göre, İŞKUR’un işbaşı eğitim programında “iş arayanlar” için günlük ~850,16 TL gibi bir ödeme örneği verilmektedir. [1]
Bu ücret düzeyi, kurumun işsizliği kontrol etme, vatandaşların yeniden üretim süreçlerine katılımını sağlama ve ideolojik olarak çalışmanın değerini yeniden tanımlama kapasitesini ortaya koyar.
Toplumsal Düzen, Vatandaşlık ve Ücretin Sembolik İşlevi
Erkek ve kadın vatandaşların işgücüne katılımı bağlamında farklı stratejik perspektifler ortaya çıkabilir. Erkekler açısından bu ücret; güç odaklı bir strateji olarak değerlendirilebilir — “çalışıyorum, katkıda bulunuyorum, üretkenim” algısı üzerinden kimlik kurar. Kadınlar açısından ise toplumsal katılım ve etkileşim ekseninde değerlendirildiğinde, işbaşı programları sosyal ağlar, kurumlarla ilişki ve toplumsal görünürlük için bir araç olabilir. Bu iki perspektif iç içe geçerken, işbaşı ücretinin düzeyi aynı zamanda “ne kadar değer biçiliyor?” sorusunu da gündeme getirir: Ücret düşükse, “devlet ve kurumlar bu katılımı ne kadar önemsiyor?” diye sorgulanabilir.
Citric olarak, işbaşı ücretinin düzeyi vatandaşın kurumla kurduğu ilişkiyi de belirler. Yeterli bir ücret, vatandaşın kurumla eşit bir aktör gibi ilişki kurmasına imkân verirken; düşük bir ücret, vatandaşın “destek alan” konumuna bırakılmasına dair ideolojik bir mesaj taşıyabilir. Böylece ücret düzeyi yalnızca ekonomi değil, aynı zamanda simbiyotik bir vatandaş‑ik kurum ilişkisini tanımlar.
Program Ücretleri ve İdeolojik İmkanlar
– Katılımcıya günlük ~850 TL ödeme yapılması — bu rakam, işsiz kalmış bir bireye “katılım ve destek” sunma vaadini içinde barındırıyor. [1]
– Kurumun bu düzeyde bir ücret belirlemesi, stratejik bir mesaj içeriyor: “Senin yerin burada, biz seni bu biçimde destekliyoruz” anlamına gelebilir.
– Ücret düzeyi aynı zamanda kurumun ideal işgücü modelini ve vatandaşlığın çalışma biçimi üzerinden nasıl tarif edildiğini gösterir: çalışırsan katılırsın, değerlenirsin, görünür olursun.
Provokatif Sorularla Siyasi Düşünme
– İşbaşı programında verilen ücret düzeyi, gerçekten “derin bir toplumsal dönüşüm” sağlamak için yeterli midir? Yoksa bu sadece kurumsal meşruiyeti artırmaya yönelik bir sembolik ödenek midir?
– Erkek egemen işgücü paradigmasında bu programların ve ücretlerin konumu nasıl yorumlanabilir? Kadınlar için bu programlar ne kadar eşitlikçi bir katılım aracı sunmaktadır?
– Kurumlar bu tür programlarla vatandaşlara ne kadar “eşit aktör” olarak yaklaşıyor? Ücret düzeyleri bu eşitliği mi destekliyor, yoksa güç dengesini yeniden mi üretiyor?
– İdeolojik düzlemde baktığımızda “çalışma” ne kadar değer kazanmış durumda? Kurumların sunduğu bu ücretler çalışma değerini mi tanımlıyor yoksa yeniden şekillendiriyor mu?
Sonuç
“İşbaşı ne kadar?” sorusu, sadece bir rakamın peşinde olmaktan çıkarak güç ilişkileri, kurum‑vatandaş dengesi ve ideolojik yönelimler üzerine derinlemesine bir düşünmeyi gerektirir. Kurumlar tarafından belirlenen ücret düzeyi, ki örneğin İŞKUR’un işbaşı eğitim programında ödenen ~850 TL günlük tutar bu çerçevede ele alınabilir, yalnızca ekonomik değil sembolik bir değerdir. Bu değer, toplumsal düzenin nasıl yeniden üretildiğini; vatandaşlığın çalışmaya, katılıma ve görünürlüğe ne kadar bağlı olduğunu; erkek‑kadın arasındaki işgücü paradigmasının nasıl şekillendiğini gözler önüne serer. Takipçilerinize bir soru yöneltelim: Bu tür programların ücret düzeyleri gerçekten “eşit fırsat” sağlıyor mu, yoksa sadece mevcut iktidar‑kurum ilişkilerinin yeniden üretimi için bir araç mı? #işbaşı #istihdam #kamuprogramı #güçilişkileri #vatandaşlık
—
Sources:
[1]: https://piyasaanketi.com/iskur-maaslari/?utm_source=chatgpt.com “İŞKUR Maaşları 2025: Ne Kadar, Ne Zaman Yatıyor ve Kimler Alabilir?”