Have Got, Has Got Anlamı Nedir? Bir İngilizce Macerası
Başlangıçta Sadece Bir Cümle Gibiydi
Kayseri’nin o soğuk kış akşamlarından biriydi. Dışarısı buz kesmişti ama içimdeki heyecanla, annemin evdeki çayı demlemesiyle birlikte, bir dil öğrenme macerasına adım atmak üzereydim. Bir yandan İngilizce gramer kitapları önümde, bir yandan da bu dildeki o küçük ama can sıkıcı ayrıntıları çözmeye çalışıyordum. Bir sabah, annemin yanına oturduğumda bana şunu sormuştum: “Have got, has got anlamı nedir?” Bu basit soruyu sorarken aslında içimde dev bir merak vardı. Birçok kişi “have got” ve “has got” kullanıyor ama bir türlü nedir bu cümlelerin anlamı, nasıl kullanılır diye merak etmiştim.
O anda annem bana çok sıradan bir şekilde cevap verdi: “Oğlum, çok basit. ‘Have got’ yani ‘sahip olmak’ anlamına gelir. Yani ‘I have got a car’ demek, ‘Bir arabam var’ demek. ‘Has got’ da aynı şekilde ama sadece ‘he’, ‘she’, ‘it’ öznesiyle kullanılır.” İlk başta annemin söylediklerini, o kadar basit ve net bulmuştum ki, kendi kendime güldüm. Ama biraz geçmeden anladım ki, bu iki küçük kelimenin arkasında aslında biraz daha derin bir anlam yatıyor. O kadar da basit değilmiş!
Bir Cümle, Bir Hayal Kırıklığı
Bir süre sonra, İngilizce konuşmaya çalışırken “have got” ve “has got” konusunu doğru bir şekilde kullanmak o kadar kolay olmadı. Her şey doğru gibi görünüyordu ama, pratik yaparken bazı cümlelerimi kurarken hala garip geliyordu. Bir arkadaşım, Kayseri’deki kafelerden birinde bana “Do you have got a pen?” diye sorduğunda, bir anda dilimde takıldım. O an fark ettim ki, İngilizce’de bazı cümleler çok doğal gelmeyebiliyor. “Do you have got” yanlış bir kullanım mıydı? “Have got” kullanmak o kadar basit ve her an karşımıza çıkan bir şeyken, bu kadar basit bir şeyin bile bazen yanlış kullanılabileceğini görmek gerçekten sinir bozucuydu.
Neden bu kadar karışmıştım ki? Sonunda İngilizce öğretmenimle konuştum. O, bu konu hakkında çok net bir şey söyledi: “‘Have got’ ve ‘has got’ genellikle sahiplik anlamında kullanılır, ama bazen bazı yapılarla daha dikkatli olunması gerekir. ‘Do you have’ yerine ‘Have you got’ demek daha doğru olur.” Bu küçük ama önemli farkı öğrendikten sonra, her şey daha netleşti. Ama yine de kafamdaki o soru şüpheye düşmeye devam etti: “Ya bu kadar basit bir şeyle ilgili neden bu kadar takılıyorum?”
Bir Gün, Anlamı Anladım
O günlerde dil öğrenmenin, her anını merakla geçirdiğim bir yolculuk gibi olduğunu fark ettim. “Have got” ve “has got” da, aslında sadece dildeki bir kısım gibi görünse de, bir yandan dilin daha geniş ve derin yapısının bir parçasıydı. Belki de bu kadar takılmamın sebebi, dilin aslında duygusal bir bağ kurmamı sağlamasıydı. “Have got” demek sadece sahip olma anlamına gelmiyordu; aynı zamanda hayatta sahip olduklarımızla gururlanmayı ve onlara sahip olmayı simgeliyordu. Düşünsenize, “I have got a dream” dediğimizde, sadece bir hayalden bahsetmiyoruz, o hayal aslında bizim hayatımızın bir parçası haline geliyordu.
Bunun farkına vardığımda, “Have got” kullanmak bile bir başka boyuta geçmeye başlamıştı. Hayatımda gerçekten sahip olduklarım üzerine düşündüm. Yani, İngilizce’nin bu küçük ama anlamlı kelimeleri aslında benim kendi hayatımla olan bağımı güçlendirdi.
Sonuç Olarak
Bir zamanlar bu kadar karmaşık ve anlamını çözmekte zorlandığım “Have got, has got” kullanımı, şimdi bana hayatın küçük ama değerli anılarını hatırlatıyor. Bir dil öğrenirken, belki de basit gibi görünen şeylere takılmak, aslında kendimize dair çok şey öğrenmek demek. “Have got” ve “has got”, bazen sadece sahip olma anlamına gelse de, bir anlamda hayatta sahip olduğumuz her şeyin değerini anlatıyor. Bu küçük dilsel yapıyı öğrendikçe, dilin sadece kelimelerle değil, duygularla da şekillendiğini fark ettim.
Kayseri’de o kafede arkadaşım bana “Have you got a pen?” diye sorduğunda, bu küçük soruya farklı bir anlam yükledim. Artık, sadece dil öğrenmiyorum, aynı zamanda sahip olduğum değerleri de daha iyi anlıyorum. Belki de dil, en derin duygularımıza açılan bir kapıdır ve bazen o kapıdan geçmek için doğru kelimeleri bulmak yeterlidir.